<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>admin &#8211; Cüneyt Ayral</title>
	<atom:link href="https://ayral.com/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ayral.com</link>
	<description>C&#252;neyt Ayral Resmi Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Apr 2026 19:32:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">245719718</site>	<item>
		<title>Unutulmaması İçin &#8211; Cüneyt Ayral</title>
		<link>https://ayral.com/unutulmamasi-icin-cuneyt-ayral/</link>
					<comments>https://ayral.com/unutulmamasi-icin-cuneyt-ayral/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 23:59:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14429</guid>

					<description><![CDATA[Kostantıniyye Haberleri Gazetesi (https://www.iae.org.tr/kostantiniyye-gazetesi/) 1989 -1993 yılları arasında İstanbul’da şehrin hafızasını oluşturabilmek için yayınlanmıştı. Bu gazetenin öncesinde bir hikaye vardır. Sanıyorum 1988 ya da 1987 yılında Vüs’at O. Bener’i Ankara’da ziyaret ettim. Artık iç giyim işinden İstanbul’da para kazanmaya başladığım yıllardı. 1000 Tane Yayınlarını kurmak istiyordum ve elbette Vüs’at O. Bener’in de kitaplarını basmak isteyecektim....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kostantıniyye Haberleri Gazetesi (<a href="https://www.iae.org.tr/kostantiniyye-gazetesi/">https://www.iae.org.tr/kostantiniyye-gazetesi/</a>) 1989 -1993 yılları arasında İstanbul’da şehrin hafızasını oluşturabilmek için yayınlanmıştı. Bu gazetenin öncesinde bir hikaye vardır.</p>



<p>Sanıyorum 1988 ya da 1987 yılında Vüs’at O. Bener’i Ankara’da ziyaret ettim. Artık iç giyim işinden İstanbul’da para kazanmaya başladığım yıllardı. 1000 Tane Yayınlarını kurmak istiyordum ve elbette Vüs’at O. Bener’in de kitaplarını basmak isteyecektim. Derin sohbete dalmıştık, Vüs’at “Boş ver yayın evini gel tek sayfalık bir şiir gazetesi çıkartalım, her yayınlandığında Kızılay’da çıkar bağırırız taze taze şiirler çıktı, sıcacık şiirler diye satarız” demişti. Aklıma gazete çıkartma fikri böyle gelmişti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="680" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-1024x680.jpeg" alt="" class="wp-image-14433" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-1024x680.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-300x199.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-768x510.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-1536x1020.jpeg 1536w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1-365x243.jpeg 365w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>İstanbul’a döndüğümde sevili dostum rahmetli Figen Batur ziyaretime iş yerime geldiğinde eski eşi Enis Batur’un sanıyorum Gergedan Dergisi idi, oradan ayrıldığını, işsiz olduğunu ve iş bulması gerektiğini söylüyordu. Aklımda olan gazete işini Figen’e söyledim ve “Gelsin gazeteyi çıkartsın, İstanbul gazetesi olacak, alınan reklamların yarısını da o alsın böylece para kazansın” deyiverdim. Elbette Enis Batur<br>gelmedi ve bu konuşmadan kısa bir süre sonra Yapı Kredi Yayınlarının başına geçti.</p>



<p>Ben gazeteyi çıkartmaya kararlıydım, arkadaşım Fuat Oburoğlu’na böyle bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini bedava yapıp yapmayacağını sordum, yaparım ama ism-i müstear ile yaparım dedi. İş gazeteye ad bulmaya kalmıştı, rahmetli Cüneyt Ölçer’in kitabında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldığında bastırdığı parayı buldum üzerinde “Kostantıniyye” diye yazıyordu “koNstantıniye” değil yani<br>“n” harfi yoktu. Gazetenin adı bu olacaktı !</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" width="1024" height="680" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1024x680.jpeg" alt="" class="wp-image-14434" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1024x680.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-300x199.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-768x510.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-1536x1020.jpeg 1536w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31-365x243.jpeg 365w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.31.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>Şimdi adını anımsamadığım bir hattat ile görüşüp Kostantıniyye’nin uğraşını çektirdim, bu tuğra gazetede son nokta olarak kullanılacaktı. Yıl 1989 Mart ayında gazetenin ilk sayısını “Kostantıniyye Haberleri Gazetesi” adı ile yayınladık.</p>



<p>1991 yılının Ocak ayında bir gün iç giyim işi yapmakta olduğumuz iş yerimizi tabancalı tüfekli polisler bastılar ve gazetemizi kapattıklarını duyurdular. “Eski Bizansı anımsattığı için” valilik emri ile gazetemiz kapatıldı ve adımız yasaklandı.</p>



<p>Fuat Oburoğlu zeki bir genel yayın yönetmeniydi ve hemen gazetenin yeni adının BİZİM ŞEHİR HABERLERİ GAZETESİ olarak değiştirilmesini önerdi ve kabul ettik. Şubat 1991 de iki aylık olarak yayınlanan gazetemizin sür manşetinde Kostantıniyye Haberleri Gazetesi’nin kapatılma haberi yer alıyordu…</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img decoding="async" width="1024" height="680" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-1024x680.jpeg" alt="" class="wp-image-14432" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-1024x680.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-300x199.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-768x510.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-1536x1020.jpeg 1536w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-365x243.jpeg 365w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>Bu sayı yayınlandığında Prof. Dr. İlber Ortaylı telefon edip beni çağırdı, gittiğimde ne olup ne olmadığını sordu. Olayın uluslararası basında duyurulması için kapsamlı bir demeç veren Prof. Ortaylı ile dostluğumuz böyle başladı…</p>



<p>2010 yılında aşk nedeni ile Paris &#8211; İstanbul hattında daha çok İstanbul’daydım. İstanbul Kültür Başkenti idi kızım Roksan Ayral ile pek çok sergi açmaya başlamıştık. Bir dizi sergiyi Beyoğlu’nda eski bir klisenin içinde açmıştık.</p>



<p>Bu arada zaman zaman ziyaretine gittiğim Semra Ecer ve eşinin dökümhaneleri olduğunu öğrenmiştim. Semra mücevher tasarımcısı idi ve heykelcikler de yapmayı seviyordu. Ona yeni bir proje önderdim “1+4+5+3=13 İstanbul Bir Maceradır” projem böyle doğdu. Semra’nın o zaman evli olduğu Birol Ecer döküm işini yapacaktı Semra da 13 tane İstanbul rölyefi hazırlayacaktı. 13 yazar 13’er satır İstanbul yazacaklar bunlar da dökülecek ve tablo haline gelecekti. Elektronik müziğin ustası Erdem Helvacıoğlu 13 dakikalık İstanbul seslerini besteleyecekti. Bütün bunlar olacaktı da sergi nerede açılacaktı?</p>



<p>O günlerde Topkapı Sarayı’nın başında Prof. Dr. İlber Ortaylı vardı. Randevu alıp yanına gittim, projemi anlattım ve bana sarayda sergiyi açabileceğim bir oda vermesini istedim çünkü İstanbul bir maceraydı ve bu macera için en doğru yer Topkapı Sarayı idi.</p>



<p>O günlerde Topkapı Sarayı’nın başında Prof. Dr. İlber Ortaylı vardı. Randevu alıp yanına gittim, projemi anlattım ve bana sarayda sergiyi açabileceğim bir oda vermesini istedim çünkü İstanbul bir maceraydı ve bu macera için en doğru yer Topkapı Sarayı idi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="680" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-1024x680.jpeg" alt="" class="wp-image-14430" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-1024x680.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-300x199.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-768x510.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-1536x1020.jpeg 1536w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2-365x243.jpeg 365w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/03/WhatsApp-Image-2026-03-14-at-01.48.32-2.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>Semra &#8211; Birol Ecer’in hazırlamış oldukları rölyeflerin fotograflarını çektikten sonra kumaşa baskılarını yaptıran Koray Erkaya sergilenecek eserlerin asılacağı panoları bu kumaşlar ile yaplamıştı ve Nisan ayının pek de sıcak olmayan bir gününde sergimizi Prof. Dr. İlber Ortaylı açmıştı…</p>



<p>72 yaşındayım, pek çok kitap yazdım yazmaya da devam ediyorum, ancak hayatımda yaptığım en önemli işlerin başında Kostantıniyye Haberleri Gazetesi gelir. Sanat adamı Yahşi Baraz’ın desteği ile öğrendiğim küratörlük işinde de kızım Roksan ile paylaştığım en önemli işim 1+4+5+3=13 İstanbul Bir Maceradır sergisidir. İkisinde de beni yakından destekleyen elini üzerimden çekmeyen dostum İlber Ortaylı’dır.</p>



<p>En son geçen yıl İstanbul Levent’teki yerleşkesinde buluşmuştuk, “bir daha geldiğinde, önceden haber ver de yemeğe gidelim” demişti. Olmadı işte !</p>



<p>13 Mart 2026, Paris</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/unutulmamasi-icin-cuneyt-ayral/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14429</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cüneyt Ayral ile Paris Turları</title>
		<link>https://ayral.com/cuneyt-ayral-ile-paris-turlari/</link>
					<comments>https://ayral.com/cuneyt-ayral-ile-paris-turlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 20:03:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14425</guid>

					<description><![CDATA[(Son Güncelleme: 10.01.2026)&#160;Yıllardır Paris’te yaşayan&#160;şair, yazar, gazeteci ve küratör Cüneyt Ayral, bugüne kadar televizyoncu, reklamcı, iş adamı ve daha saymakla bitiremeyeceğim pek çok alanda emek vermiş çok değerli bir insan. Peki bu yazımızı neden kendisine ayırdım? Anlatayım: Bugüne kadar yayınlanmış yirmi beş kitabı&#160;arasında yer alan ve aynı zamanda&#160;Paris üzerine yazdığı dördüncü kitabı&#160;olan, benim de bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>(Son Güncelleme: 10.01.2026)</em>&nbsp;Yıllardır Paris’te yaşayan&nbsp;<strong>şair, yazar, gazeteci ve küratör Cüneyt Ayral</strong>, bugüne kadar televizyoncu, reklamcı, iş adamı ve daha saymakla bitiremeyeceğim pek çok alanda emek vermiş çok değerli bir insan. Peki bu yazımızı neden kendisine ayırdım? Anlatayım:</p>



<p><strong>Bugüne kadar yayınlanmış yirmi beş kitabı</strong>&nbsp;arasında yer alan ve aynı zamanda&nbsp;<strong>Paris üzerine yazdığı dördüncü kitabı</strong>&nbsp;olan, benim de bir bölümle içinde yer aldığım&nbsp;<strong><a href="https://www.pariste.net/cuneyt-ayraldan-paris-uzerine-cok-ozel-bir-kitap-benim-parisim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Benim Paris’im</a></strong>‘in 2015 yılında raflarda yerini almasından sonra Cüneyt Ayral, kendisine gelen talepler doğrultusunda,&nbsp;<em>kendi gözünden Paris’i tanıtan</em>&nbsp;turlar düzenlemeye başladı; ardından bu hizmeti genişleterek, dünyaca ünlü&nbsp;<strong>tur rehberliği sitesi</strong>&nbsp;<a href="https://www.toursbylocals.com/ParisTours-Private" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tours by Locals</a>’da yer alarak, Paris’e özgü farklı turlar konusunda aranan isimlerden biri oldu.</p>



<p>Pariste.Net’i takip edenler Cüneyt Ayral’ın benim için önemini çok iyi bilirler. Kendisi Paris’teki yaşantımda her zaman yanımda olmuş; sevincimi, kederimi ve sırlarımı paylaştığım, özel bir insandır. O nedenle bu yazıda da&nbsp;<strong>Cüneyt Ayral’ın Paris ve çevresinde yaptığı tur programları</strong>&nbsp;hakkında bilgi vererek, genel bir fikrinizin olmasını istedim.</p>



<p>Normalde&nbsp;<a href="https://www.toursbylocals.com/ParisTours-Private" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Cüneyt Ayral’ın Tours by Locals’daki profili</a>, uluslararası bir kitleye hitap ettiği için fiyatlar da ona göre oluyor haliyle. Ben kendisiyle konuşarak&nbsp;<strong><em>Türkiye’den gelecek olanlara daha makul bir fiyat skalası</em>&nbsp;oluşturmasını rica ettim ve sağolsun beni kırmadı, daha ulaşılabilir rakamlarla sizler için tur programları oluşturdu</strong>.</p>



<p>Cüneyt Ayral’ın düzenlemekte olduğu klasik Paris turları dışında diğer seçeneklerden bazıları şunlar:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Fransız Rivierası – Côte d’Azur</strong> turu (5 gün)</li>



<li><a href="https://www.pariste.net/rouen/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Rouen</strong></a> Orta Çağ şehri ve <strong>Normandia yemekleri</strong> turu</li>



<li><strong>Reims Şampanya tadım</strong> ve tarihi kavların gezilmesi turu</li>



<li><strong><a href="https://www.pariste.net/deauville-trouville/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Deauville</a> – <a href="https://www.pariste.net/honfleur/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Honfleur</a></strong> turu</li>



<li><strong>Gay Paris</strong> turu</li>



<li><a href="https://www.pariste.net/paris-ve-street-art/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Street Art</strong></a> turu</li>



<li><strong>Paris’in Pasajları</strong> turu</li>



<li>Paris’in ünlü <a href="https://www.pariste.net/paristeki-dev-bit-pazari-marche-aux-puces-paris-saint-ouen/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Eskiciler Pazarı</strong></a> turu (Yalnızca Cumartesi ve Pazar günleri yapılmaktadır)</li>



<li><strong>Paris’in Kapıları</strong> turu (Hem şehrin kapıları, hem de binaların kapıları)</li>



<li>Paris “tatlı-tuzlu” <strong>gurme turu</strong>, sabahtan akşama kadar yenilip içilen farklı bir tur</li>
</ul>



<p>için&nbsp;<strong>kendisiyle&nbsp;<a href="mailto:ayral@ayral.com">ayral@ayral.com</a>&nbsp;adresinden iletişime geçmeniz yeterli</strong><strong>.</strong></p>



<p><strong>Ya da hızlı yanıt almak istiyorsanız</strong>&nbsp;Cüneyt Ayral’a ‭<strong>+33 6 17 15 08 81</strong>&nbsp;numaralı telefonundan,&nbsp;<strong>WhatsApp üzerinden ulaşabilir, arayabilir ya da mesaj gönderebilirsiniz</strong>.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="600" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/02/Tur-Rehberi-Cuneyt-Ayral-ile-Paris-Turu-Pariste.Net-1.jpg" alt="" class="wp-image-14426" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/02/Tur-Rehberi-Cuneyt-Ayral-ile-Paris-Turu-Pariste.Net-1.jpg 800w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/02/Tur-Rehberi-Cuneyt-Ayral-ile-Paris-Turu-Pariste.Net-1-300x225.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2026/02/Tur-Rehberi-Cuneyt-Ayral-ile-Paris-Turu-Pariste.Net-1-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong>Önemli Notlar:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Turlar genel olarak <strong>yürüyüş turlarıdır</strong> ve yer yer toplu taşıma kullanılıyor.</li>



<li>Her tur normal şartlarda <strong>6 saat</strong> sürmektedir, daha kısa ve daha uzun süren turlar açıklamalarda belirtilmiştir.</li>



<li>Her turun fiyatı açıklamalarının sonunda belirtilmiştir. <strong>Turun kesinlik kazanması için</strong>, tur günü kabul edildikten sonra tur bedelinin, Cüneyt Ayral’ın vereceği, Türkiye’deki hesap numarasına yatırılması ve dekontun kendisine gönderilmesi yeterlidir.</li>



<li>Ayral’ın turları genel olarak 4-6 kişiliktir, eğer 6 kişiden fazla iseniz lütfen fiyat ve uygunluk durumu için kendisiyle iletişime geçiniz.</li>
</ul>



<p><strong>Cüneyt AYRAL</strong>&nbsp;<strong>WhatsApp numarası:&nbsp;‭+33 6 17 15 08 81</strong>&nbsp;&nbsp;<strong>e-posta:</strong>&nbsp;<a href="mailto:ayral@ayral.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>ayral@ayral.com</strong></a></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Cüneyt Ayral ile Café de Flore ve St. Germain&#039;de Keyifli Bir Söyleşi" width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/YQLs9FhSwRw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Cüneyt Ayral’ı yakından tanımak için, kendisiyle&nbsp;<a href="https://youtu.be/YQLs9FhSwRw" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Café de Flore’da yaptığım vlog çekimini</a>&nbsp;izleyebilirsiniz. Cüneyt Ayral’ın kırk yıllık dostu&nbsp;<strong>Nedim Gürsel</strong>‘le Le Bonaparte Cafe’de yaptığı, Paris, kitaplar ve hayat üzerine genel söyleşiyiyse aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Nedim Gürsel ve Cüneyt Ayral ile Le Bonaparte Cafe&#039;de Paris Sohbeti" width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/LwoshVvSP68?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/cuneyt-ayral-ile-paris-turlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14425</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HAYATA DAİR NOTLAR 1.</title>
		<link>https://ayral.com/hayata-dair-notlar-1/</link>
					<comments>https://ayral.com/hayata-dair-notlar-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14412</guid>

					<description><![CDATA[Cüneyt Ayral Bundan böyle, olup biteni, hayatta önüme çıkanları, görüp de anlam yüklediklerimi “Hayata Dair Notlar” başlığı ile okurlarla paylaşacağımı önceki yazımda söylemiştim. İşte bu da ilk yazı ! Almanların Goethe Enstitüsü, İspanyolların Cervantes Enstitüsü vs&#160; vardır, bizimkiler de bundan birkaç yıl önce Yunus Emre Enstitüsünü kurdular ve dünyanın pek çok merkezinde çalışmaya başladılar. Ben...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><u>Cüneyt Ayral</u></em><em><u></u></em></p>



<p>Bundan böyle, olup biteni, hayatta önüme çıkanları, görüp de anlam yüklediklerimi <em>“Hayata Dair Notlar”</em> başlığı ile okurlarla paylaşacağımı önceki yazımda söylemiştim. İşte bu da ilk yazı !</p>



<p>Almanların Goethe Enstitüsü, İspanyolların Cervantes Enstitüsü vs&nbsp; vardır, bizimkiler de bundan birkaç yıl önce Yunus Emre Enstitüsünü kurdular ve dünyanın pek çok merkezinde çalışmaya başladılar.</p>



<p>Ben kurumun Paris şubesi ile 2010 yılında karşılaştığımda henüz emekleme dönemindeydiler ve ulusal kültürümüzü tanıtma konusunda pek de öyle güven vermemişlerdi.</p>



<p>Daha sonra UNESCO nun Türkiye Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı Paris’te yaşayan sanatçıları sık sık evinde toplamaya başlamıştı ve o zamanlarda Yunus Emre Enstitüsü’nden hiç söz edilmiyordu.</p>



<p>Geçtiğimiz günlerde Nedim Gürsel enstitünün bir etkinliği olduğunu, istersem katılabileceğimi bildirdi, ben de gittim.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="702" height="1024" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.53-702x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14422" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.53-702x1024.jpeg 702w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.53-206x300.jpeg 206w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.53.jpeg 757w" sizes="(max-width: 702px) 100vw, 702px" /></figure>
</div>


<p>“Türk Sanat Platformu” başlığı ile toplanılmıştı, bu toplantıda seramik sanatçımız Füreya “Paris’te Türk Seramiğinin Yankısı” başlığı ile anlatılacaktı.</p>



<p>Prof. Dr. Leyla Alpagut gayet iyi hazırlanmış bir sunumu, görsellerle destekleyerek, kimseyi yormadan anlattı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="878" height="697" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/sunu.jpeg" alt="" class="wp-image-14413" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/sunu.jpeg 878w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/sunu-300x238.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/sunu-768x610.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/sunu-340x270.jpeg 340w" sizes="(max-width: 878px) 100vw, 878px" /></figure>
</div>


<p>Daha sonra Yunus Emre Enstitüsünün Ankara’dan gelen yöneticileri ile tanışıp konuşma olacağımız oldu.</p>



<p>Uzunca bir süre sessiz kalmış olan enstitüyü canlandırmak istediklerini anlattılar.</p>



<p>Kurum Dışişleri bakanlığına bağlı anlaşılan, o nedenle Türk Sanat Platformu dendiğinde “hangi sanatçılar bu platformu oluşturacak”&nbsp; sorusunu sormadan edemiyorum, çünkü 25 i aşmış kitabı, binlerce makalesi, televizyonlarda yaptığı sanat programları, Kostantıniyye Haberleri Gazetesini 5 yıl yayımlamış bir sanat erbabı olarak, eğer Nedim Gürsel haber vermeseydi Paris’teki bu platformdan benim haberim olmayacaktı. Buyurun size hayata dair bir not !</p>



<p>Nedim Gürsel,&nbsp; yani Resimli Dünya, Allahın Kızları, Boğazkesen, romanlarının yazarı benim de nereden baksanız 50 yılı aşkın arkadaşım. Onunla hemen hemen her hafta Place d’Italy de bir kafede akşam saati buluşup dedikodu ederiz. Yahu erken buluşsak dediğimde hep çalışıyordur, o nedenle de erken gelemez. 2025 de bu çalışkan&nbsp; yazar arkadaşım “Kavuşmak Hayal Oldu” ve &#8220;Eros’un Renkleri” kitaplarını yayınladı. Kitapları Türkiye’de Doğan Kitaptan yayınlanmaya devam ediyor fakat pek çok eski kitabının yeni baskılarını bulabilmek çok zormuş diye yakınıyor Türkiye’deki okurlar. Eskiden yani Doğan Kitap Hürriyet Gazetesinin de sahibi iken kitap çıktığında kurye ile bize gelirdi, hatta kimi zaman okuyup eleştirilerimizi yazıp hazırlayabilelim diye pdf kopyası bile geldiği olurdu, şimdi Nedim’in kitaplarını okuyabilmek için ancak Türkiye’ye seyahat etmek gerekiyor…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="14415" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-2-768x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14415" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-2-768x1024.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-2-225x300.jpeg 225w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-2.jpeg 960w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="14416" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-1-768x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14416" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-1-768x1024.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-1-225x300.jpeg 225w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-1.jpeg 960w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Yüce Fransız Devleti ondört yıl önce yapmış olduğum başvuruyu sonunda cevapladı ve bana emekliler evinde müstakil bir oda, yani stüdyo verdiler. Bu sevincimi kutlamak için kendime bir kıyak yaptım ve CHICAGO müzikalinden bir bilet aldım, gittim.</p>



<p>Casino de Paris’te sahnelenen müzikal ortalama iyilikteydi, her şeyden önce sahne küçük ve dardı, salon artık eski bile denemeyecek kadar köhneleşmişti, dikkatli gözler sanatçılar arasındaki senkron atlamalarını, uyumsuzlukları görebiliyordu, ne var ki benim için durum çok daha farklıydı, çünkü oyunu izlerken aklımdan Cemresu hiç çıkmadı…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="711" height="1024" data-id="14418" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-711x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14418" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-711x1024.jpeg 711w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-208x300.jpeg 208w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55-768x1106.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.55.jpeg 889w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="489" height="1024" data-id="14417" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-2-489x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14417" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-2-489x1024.jpeg 489w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-2-143x300.jpeg 143w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-2.jpeg 604w" sizes="(max-width: 489px) 100vw, 489px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="936" height="1024" data-id="14419" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-1-936x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-14419" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-1-936x1024.jpeg 936w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-1-274x300.jpeg 274w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-1-768x840.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.54-1.jpeg 1170w" sizes="(max-width: 936px) 100vw, 936px" /></figure>
</figure>



<p>Paris’te 33 metrekarelik bir evde üç kişi yaşadığımız dönemde, küçük kızım Dilara’nın Amerikada eğitim görmüş bir arkadaşı bize yemeğe gelmişti. Cemresu ile o zaman tanıştım, bütün gece bize dansı ne kadar sevdiğini ve bu işi İstanbul’da yapmayı çok istediğini söylüyordu.</p>



<p>Yıllar geçti ve Cemresu Salur <strong>LULU’S CABARET </strong>yi kurdu ve sanatını arkadaşları ile sunmaya başladı.</p>



<p>70 Yaşını geçmiş, dünyayı gezip görmüş, pek çok önemli sahnede müzikaller izlemiş birisi olarak, Chicago müzikalini izledikten sonra dilimden sarkan sözcükler <em>“Ah Cemresu kızım aaaaah, yazık değil mi sana, dünya çapında bir iş yapıyorsun fakat İstanbul’da sıkışıp kalmışsın, ne bir destekçi var arkanda, ne de kızım ne istersin diye soran bir usta…” </em>Buyurun size hayata dair bir başka not… Yazık oluyor sanatçılarımıza, kayboluyorlar, oysa ne yetenekli çocuklar var…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="573" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.52-1024x573.jpeg" alt="" class="wp-image-14420" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.52-1024x573.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.52-300x168.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.52-768x430.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-27-at-19.30.52.jpeg 1143w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Türkiye ile Fransa arasında pek çok dostluk örgütü vardır. Bunlardan bir tanesi de her yıl bir Türk yazarına edebiyat ödülü verir. Kenize Murad’ın önderliğinde yapılan bu çalışmalar sonucuna verilen ödül için yapılacak törene Paris’in 16 ıncı belediyesi salonlarını verir.</p>



<p>Bu yıl kokteylini Yeni Rakı’nın üstlendiği, edebiyat&nbsp; ödülü yazar Ayfer Tunç’a verildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="676" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/ayfer-tuc-1024x676.jpeg" alt="" class="wp-image-14421" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/ayfer-tuc-1024x676.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/ayfer-tuc-300x198.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/ayfer-tuc-768x507.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/ayfer-tuc.jpeg 1054w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>86 yaşındaki Kenize Murad’ın enerjisini görünce keyiflenmemek ve kendi adıma gelceğe dair umutlanmamak&nbsp; elde değildi. Yaşama bağlılık böyle bir şey olmalı diye geçirdim içimden.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/cuneyt-ayral-1024x768.jpeg" alt="" class="wp-image-14414" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/cuneyt-ayral-1024x768.jpeg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/cuneyt-ayral-300x225.jpeg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/cuneyt-ayral-768x576.jpeg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/cuneyt-ayral.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yunus Emre Enstitüsünden paylaştığım fotograflar Paris’te Hodri Meydan adı ile yıllardır bir internet gazetesi yayınlayan Tansu Sarıtaylı’ya aittir, diğer fotoğrafların kime ait olduğunu bilmiyorum, Kenize Murad’ınkileri ben çektim.</p>



<p><em>Paris 01/Aralık/2025</em><em></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/hayata-dair-notlar-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14412</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hıfzı Topuz &#8211; Cumhuriyetin Belleği</title>
		<link>https://ayral.com/hifzi-topuz-cumhuriyetin-bellegi/</link>
					<comments>https://ayral.com/hifzi-topuz-cumhuriyetin-bellegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 18:42:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14398</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin ilk doktoralı gazetecisi, cumhuriyetin belleği gazeteci yazar Hıfzı Topuz, 26 Eylül 2023’te hayata veda etti. Dostu gazeteci yazar Cüneyt Ayral, Hıfzı Bey’in ardından duygularını b+ için kaleme aldı. Hep bir keşkesi vardır ya insanların, benimki de bu işte… Keşke biraz daha yaşayabilseydi de cumhuriyetin 100. yıl kutlamalarında onu dinleyebilseydik… Çocuklar üç yaşından itibaren yaşamış...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’nin ilk doktoralı gazetecisi, cumhuriyetin belleği gazeteci yazar Hıfzı Topuz, 26 Eylül 2023’te hayata  veda etti. Dostu gazeteci yazar Cüneyt Ayral, Hıfzı Bey’in ardından duygularını b+ için kaleme aldı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="538" height="409" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topurz.jpg" alt="" class="wp-image-14399" style="aspect-ratio:1.315411970345368;width:836px;height:auto" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topurz.jpg 538w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topurz-300x228.jpg 300w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" /></figure>
</div>


<p>Hep bir keşkesi vardır ya insanların, benimki de bu işte… Keşke biraz daha yaşayabilseydi de cumhuriyetin 100. yıl kutlamalarında onu dinleyebilseydik…</p>



<p>Çocuklar üç yaşından itibaren yaşamış olduklarını anımsarlar deniliyor. Hıfzı Bey üç yaşındayken Tür- kiye Cumhuriyeti de üç yaşındaydı. Yani o günden bu yana olup biten her şeyi anımsıyordu, o kadar çok hikâye, anı ve yaşanmışlık dinledim ki ondan, hangi birisini anlatsam.</p>



<p>Paris’te Seine Nehri üzerindeki Sain Louise Adası’nda evi vardı. Yıllarca (1G5G-1G83) UNESCO’da uluslararası memur olarak çalışmış ve bu şehirde yaşamıştı. Fransız tarihinin hemen hemen yakın zamandaki tüm kırılma noktalarının tanığıydı. 1G68 olayları ile ilgili bir kitap bile yazmıştı.</p>



<p>Onunla 2004 yılında tanıştık, heyecan verici ilk birlikte fotoğrafımız Sain Louise Adası’nda çekildi. Oradaki dostluğumuz ölümüne kadar sürdü.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="591" height="411" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topuz-2.jpg" alt="" class="wp-image-14400" style="aspect-ratio:1.4379687038677296;width:840px;height:auto" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topuz-2.jpg 591w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzi-topuz-2-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 591px) 100vw, 591px" /></figure>
</div>


<p>Hıfzı Topuz’un İstanbul Yazarlar Sokak’taki evi ilginç bir mekândır, çünkü insanlarla buluşmayı, sohbet etmeyi ve görüş alışverişinde bulunmayı çok seven Topuz’un bu evinde her zaman dostları, arkadaşları ve sevenleri buluşmuşlardır. Evin duvarında anımsadığım en çarpıcı tablo Abidin Dino’nun 10 tane kadar çizmiş olduğu Nazım Hikmet portrelerinden birisidir.</p>



<p>Pek çok kez gittiğim evinde, kimi zaman çalışma odasında baş başa sohbet ediyorduk, bazen de aşağı kattaki salonda oturuyor ve konukları ile tanışıyor- dum. Hıfzı Bey’in evinde çok konuk oldum, 2008 yeni yıl yemeğini onun sofrasında dostları ile birlikte yemiştik. Füsun Özbilgen’i kızı gibi severdi, Filiz Ali ile onun evinde tanışmıştım, Öner Ciravoğlu’nun odasına rahatça gidebiliyorsam eğer oradaki tanışık- lığımızdandır, müzisyen Selami Akpınar’ı da bana tanıştıran odur.</p>



<p>Bir dönem çalışmış olduğum Biz TV’de onunla yapmış olduğum uzun söyleşide o kadar çok anısın- dan söz etmişti ki, hangi birisini anlatsam.</p>



<p>1GG8 yılında 75 yaşındayken romancı olmaya karar verdiğini söylemişti. İlk roman denemesini Akşam gazetesinde çalıştığı dönemde 1G54 yılında Melih Cevdet Anday ile birlikte yaptığını anlatmıştı. Gazetelerin tefrika yayınladığı o dönemlerde birlikte yazmakta oldukları roman bitmeden tefrikaya başladıklarını, her yayınlanan bölüm için beş lira aldıklarını söylüyordu, ancak bu romanda ikisini de adı geçmemiş, takma adla yazmışlar.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="366" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz3-1024x366.png" alt="" class="wp-image-14401" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz3-1024x366.png 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz3-300x107.png 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz3-768x275.png 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz3.png 1354w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>Atatürk’ü görüp görmediğini sormuştum ona. Sekiz on kere görmüşümdür demişti. Cumhuriyetin onuncu yıl kutlamaları için Ankara’ya gittiğini, hipodromda yapılan geçit töreninde, en son geçen halkın arasında olduğunu ve Atatürk’ün bakışlarının nasıl etkilediğini bu yüzden geçitte iki kere geçerek bu bakışlarla yeniden karşılamak istemiş olduğunu anlatmıştı bana.</p>



<p>Daha sonra, 1G35’te İran Şahı ile İstanbul’da üstü açık bir araç ile geçişini anlatmış ve alkışlayanları selamlamadığını söylemişti. Çünkü demişti “Atatürk saygılı bir insandı ve alkışların konuğu için olduğunu düşünerek onun önüne geçmek istememiş, konuğunun halkı selamlamasını yeğlemişti” diye açıklamıştı. Bir keresinde de İngiltere Kralı Edward ile Moda’da gördüğünü de anlatmıştı.</p>



<p>Atatürk için “çok batılı, çok efendi ve saygılı birisiydi, Selanikli olmasının ve Manastır’da yaşamışlığının bunda etkisi vardır, insanın davranışlarını çevresi belirliyor” demişti. Atatürk’ün hayranıydı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="838" height="593" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifiztopuz4.png" alt="" class="wp-image-14402" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifiztopuz4.png 838w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifiztopuz4-300x212.png 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifiztopuz4-768x543.png 768w" sizes="(max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>
</div>


<p>Pek çok kitabın yazarı olan Hıfzı Topuz, Sabahattin Ali’nin polis karakolunda işkence ile öldürüldüğünü söylüyordu ve bu katillerin günün birinde ille ortaya çıkacağına inanıyordu. Ergenekon davalarının görül- düğü dönemdeki bir söyleşimizde, Türkiye’nin nereye gittiğini sorduğumda bana, yönetenlerin tarihten ders almaları gerektiğini vurgulamış ve dünyadaki</p>



<h1 class="wp-block-heading">Hıfzı Topuz, gazeteciliğin bağımsız ve etik kurallarla yapılması için mücadele etti.</h1>



<p>diktatörlerin adlarını tek tek sayarak “hiç birisinin sonu iyi bitmedi, bunu görmek gerekir” demişti.</p>



<p>Nazım Hikmet ile olan tanışmasını ve sonrasın- da gelişen dostluğunu da ayrıntıları ile anlatmış ve şairin ses kaydını nasıl aldığını söylemişti bir söyleşimizde. Nazım’ın pek çok şiirini ezbere bil- mediğini de anlatmıştı. UNESCO’da çalıştığı Paris yıllarında Abidin Dino, Avni Arbaş ve daha birçok ressam ve yazar ile olan dostluklarından söz etmiş, onu Nazım Hikmet ile tanıştıranın Abidin Dino olduğunu, Orhan Kemal’in yazarlığını Nazım Hikmet’e borçlu olduğunu ve bunu Nazım’a kendisinin ilettiğini anlatmıştı. Nazım ile Orhan Kemal Bursa Hapishanesinde tanışmışlardı, aynı koğuşu paylaşıyorlardı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="335" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz5-1024x335.jpg" alt="" class="wp-image-14406" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz5-1024x335.jpg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz5-300x98.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz5-768x251.jpg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz5.jpg 1157w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</div>


<p>Hıfzı Topuz, buluşmalarımız sırasında, hangi ki- tabı ne için ve ne zaman yazdığını da anlatıyordu. Bugün eğer Afrika’da gazetecilik yapabiliyorsak bunda Hıfzı Bey’in çok ciddi emeği olduğunun altını çizmek gerekiyor, çünkü UNESCO’da özgür haber dolaşımı şefi olarak çalışmış, uluslararası gazetecilik örgütleri arasında mesleki iş birliği, basın ahlâkı, gazetecilik eğitimi ve gazetecilerin korunması projelerini yönetmişti. Bu projeleri ayrıca Hindistan ve Filipinler’de de yapmıştı. 1G74-75 yılları arasında UNESCO’dan izinli olarak ayrılmış ve dostu olan İsmail Cem İpekçi ile birlikte TRT’nin yönetimine gelmişti. İsmail Cem’in genel müdür olduğu dönemde Topuz’da radyolardan sorumlu genel müdür yardımcısıydı. Aynı dönemde ben de TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda programlar yapıyordum.</p>



<p>25 Ocak 1G23 doğumlu olan Hıfzı Topuz, aslında Osmanlı İstanbul’unda doğmuştu, rakı üreticisi olan babasının fabrikalarının TEKEL nedeni ile kapatılmasının ardından ciddi maddi sıkıntılar yaşamış olduklarını anlatırdı. “Her gün evden bir şey satılıyordu, Ayvazoski’nin tablosu vardı mesela, onun satıldığı günü anımsıyorum” demişti. Galatasaray Lisesi’ni ve Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Strasbourg Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış ardından 1G60 yılında basın yayın bölümünden doktorasını almıştı.</p>



<p>Çok belirgin bir cumhuriyet entelektüeli olan Hıfzı Topuz 200G yılında Nişantaşı ile ilgili bir kitap yazmış ve Nişantaşı’nın üç güzel kadınından söz etmişti, o kitabı okuduktan sonra o kadınların üç değil dört olduğunu ve bir tanesinin de halam olduğunu söylediğimde, “o zaman hemen buyursun tanışalım” deyivermişti ve buluşmuşlar eski Nişantaşı günlerindeki anılarını paylaşmışlardı. Halam da GG yaşında hayata gözlerini yummuştu, Hıfzı Bey’den birkaç yaş daha büyüktü 1G1G doğumluydu. Hıfzı Topuz ardında dev bir kütüphane, birçok bilginin saklı olduğu onlarca dosya ve Afrika’da edindiği maske koleksiyonunu bıraktı. Bunların ehil ellerde değerlendirileceğini umuyorum, çünkü onun çalışma odası cumhuriyet tarihimizin bir bölümünü saklıyor. </p>



<p>Hıfzı Bey her yıl en az bir kere Paris’e gelirdi. 48 Rue de Turbigo’da oturduğum 2004-2008 yılları arasında evime gelir soframıza konuk olurdu. Son yıllarını birlikte geçirdiği ikinci eşi Ayşe Topuz ile de bu sayede tanışmıştık. Bundan birkaç yıl önce, sanıyorum son Paris’e gelişinde, artık otelde kalmaya başlamıştı, rahat yürüyemiyor ve tekerlekli iskemle kullanıyordu bu nedenle de fazla kişi ile görüşmek istemiyordu, beni her zaman önceden haberdar eder ve buluşurduk, o zamanlar evli olduğum İklil Hanımı ve kızım Dilara’yı ayrıca sever ve her geldiğinde görmek isterdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="924" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz4-1024x924.jpg" alt="" class="wp-image-14405" style="aspect-ratio:4/3;object-fit:cover" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz4-1024x924.jpg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz4-300x271.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz4-768x693.jpg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/12/hifzitopuz4.jpg 1109w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">&#8220;Hıfzı Topuz dostları Cüneyt Ayral (ayakta) ve müzisyen Selami Akpınar ile İstanbul’daki evinde. Tarih 2007.&#8221;</figcaption></figure>



<p>Covid-1G salgınından hemen sonra bir İstanbul seyahatimde aramış ve ziyaretine gitmek istemiştim, Ayşe Hanım ancak uzaktan görüşebildiğini, salgına karşı korumada olduğunu söylemişti. Gitmemekle hata ettiğimi bugün daha iyi anlıyorum, çünkü ölümünden çok kısa bir süre önce İstanbul’daydım ve aramıştım, Ayşe Hanım geçirdiği bir kazadan ötürü eve konuk kabul edemediklerini söylemiş ve Hıfzı Bey’in hastanede olduğunu söylemeyerek beni üzmek istememişti, dostluğumuzun ve yakınlığımızın tanığıdır.</p>



<p>Bazı kitaplar vardır, okursunuz ve bitmesini bir türlü istemezsiniz, işte Hıfzı Topuz ile dostluk ve onun sohbetleri aynı o kitaplar gibidir. Türk bayrağına sarılı tabutunun başında dururken aklımdan geçen bu oldu.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p>Bu yazı Beşiktaş Belediyesi’nin internet dergisi için H. Topuz’un ölümünün ardından hazırlanmıştır ancak dergi uzun zamandır yayınlanmamaktadır</p>
</blockquote>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/hifzi-topuz-cumhuriyetin-bellegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14398</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cüneyt Ayral&#8217;ın Şiir Kitabı Yokların Ardından ve Diğer Eserleri Hakkında Tarık Günersel İle Söyleşisi</title>
		<link>https://ayral.com/cuneyt-ayralin-siir-kitabi-yoklarin-ardindan-ve-diger-eserleri-hakkinda-tarik-gunersel-ile-soylesisi/</link>
					<comments>https://ayral.com/cuneyt-ayralin-siir-kitabi-yoklarin-ardindan-ve-diger-eserleri-hakkinda-tarik-gunersel-ile-soylesisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 14:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14373</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Cüneyt Ayral ile şiir kitabı Yokların Ardından (Oğlak) ve öbür eserleri hk söyleşi -Tarık Günersel" width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/fc5v0kxvQao?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/cuneyt-ayralin-siir-kitabi-yoklarin-ardindan-ve-diger-eserleri-hakkinda-tarik-gunersel-ile-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14373</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ölümle Randevumuz Var</title>
		<link>https://ayral.com/olumle-randevumuz-var/</link>
					<comments>https://ayral.com/olumle-randevumuz-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 14:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14367</guid>

					<description><![CDATA[Vüs’at ile ilgili bir yazı yazmak benim için çok zor olacaktı, hele hele Ayşe Bener’in öldüğünü öğrendikten sonra.&#160; Edebiyatımızın en önemli adlarından birisi olan yazar Vüs’at O. Bener 10 Mayıs 1922 de doğmuştu. 2022 yılı onun 100’üncü yaş günüydü… Vüs’at ile 70’li yıllarda başlayan dostluğumuz 90’lı yıllarda onun bana kırgınlığıyla&#160;duraklamış, 31 Mayıs 2005’te ölümüyle de...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Vüs’at ile ilgili bir yazı yazmak benim için çok zor olacaktı, hele hele Ayşe Bener’in öldüğünü öğrendikten sonra.&nbsp;</strong></p>



<p>Edebiyatımızın en önemli adlarından birisi olan yazar Vüs’at O. Bener 10 Mayıs 1922 de doğmuştu. 2022 yılı onun 100’üncü yaş günüydü…</p>



<p>Vüs’at ile 70’li yıllarda başlayan dostluğumuz 90’lı yıllarda onun bana kırgınlığıyla&nbsp;duraklamış, 31 Mayıs 2005’te ölümüyle de sonsuzluğa doğru yuvarlanıp gitmişti.</p>



<p>Kardeşi Erhan Bener’in oğlu Yiğit Bener, Vüs’at ın önem verdiği yeğeniydi. Yiğit’i ayrı bir sever, üzerine titrer, yazdıklarına apayrı bir değer biçerdi.&nbsp;</p>



<p>Yiğit de amcasının 100’üncü yaş gününde onun tüm eserlerini yayımlayarak edebiyat dünyamıza önemli bir katkı sunmuştu.&nbsp;</p>



<p>Yiğit benim Vüs’at ile dostluğumu bildiğinden tüm kitaplarını bana da göndermişti, ben de bir yazı yazacağımı söylemiştim. Olmadı, beceremedim. Vüs’at ile ilgili bir yazı yazmak benim için çok zor olacaktı, hele hele Ayşe Bener’in öldüğünü öğrendikten sonra.&nbsp;</p>



<p>Tarihe not düşmek açısından bir iki not yazayım…</p>



<p>•&nbsp;Vüs’atın son şiir kitabında,&nbsp;<em>Manzumeler</em>’de yayımladığı şiirlerini yazmasına ben neden olmuştum, ısrar etmiştim şiir yazması için.&nbsp;Yazmıştı! Zaten öykülerinde kurduğu cümlelerin her biri şiir tadındaydı. Onun “Ölüm karası önlükleri ile çocuklar” deyişini unutamam.</p>



<p>•&nbsp;<em>Bay Muannit Sahtegi</em>&nbsp;romanındaki “çeşmi bülbül” delikanlı benim.</p>



<p>•&nbsp;Tek kişilik tiyatro eseri olan&nbsp;<em>İpin Ucu</em>&nbsp;oyununu ilk kez ben basmıştım. O zamanlar 1000 Tane Yayınları’nın sahibiydim. Kitabın ilk baskısı olan bu yayınında yazarın elyazısı da vardır.</p>



<p>Ogitto’da bu yazıdan önce son yayınlanan yazım 2 Aralık 2023’teymiş, yani bir yılı aşkın bir süredir yazamamışım.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/himi1.jpg" alt="" class="wp-image-14369" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/himi1.jpg 800w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/himi1-300x169.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/himi1-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Mart 2023’te 70 yaşındayken&nbsp;<em>Gösteri</em>&nbsp;dergisinin emektarı, editörü Hami Çağdaş ölüp gitti…</p>



<p>Hami ile en son Biz TV için yapmış olduğum edebiyat programında birlikte olmuştuk, ondan önce&nbsp;<em>Hürriyet</em>&nbsp;gazetesindeki odasında buluşur yazılarımın, şiirlerimin ederi hakkında konuşurduk, her seferinde utanarak telifleri söyler, sonra da başlardı söylenmeye.&nbsp;</p>



<p>Hami ölümü üzerine yazamadıklarımdandır.</p>



<p>Yüz yaşında öldüğünde hâlâ çalıştığını bildiğim Hıfzı Topuz hakkında ve onunla dostluğumuza ilişkin notlara da yer verdiğim bir yazıyı Beşiktaş Belediyesi’nin dergisi için yazdım, ancak bu yazı çok uzun zaman geçmiş olmasına karşın dergi yayımlanmadığı için ortaya çıkamadı. Şimdi de belediye başkanı tutuklu olduğu için soramıyorum.&nbsp;</p>



<p>O yazıyı muhtemelen Ogitto’da yayınlayacağım, ancak önce izin almam lazım elbette. Hıfzı bey benim “hiç ölmeyeceklermiş gibi gelenler” listemin basındaydı ama öldü!</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="450" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Liz-behmoaras.jpg" alt="" class="wp-image-14370" style="width:841px;height:auto" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Liz-behmoaras.jpg 800w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Liz-behmoaras-300x169.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Liz-behmoaras-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>“Küçük Dev Kadın Azra” Azra Erhat’ın biyografisini yazmaya başladığındaki heyecanını her buluşmamızda bana aktarıyordu Liz Behmoaras.</p>



<p>Liz’in asıl adı LİZİ’dir ve benim beşikten beni arkadaşımdır.&nbsp;</p>



<p>Suadiye’nin yazlık olduğu yıllarda mahalleden geçen aynı dondurmacıdan dondurma alırdık,&nbsp;o, ablam, kardeşi Metin ve ben. Sonra yıllar hepimizi bir tarafa itti. Metin Londra’da yaşıyordu, hastaydı, 2023 te öldüğünü çok sonra öğrendim.</p>



<p>Lizi ile her İstanbul’a gittiğimde buluşuyorduk, zaman zaman da yazışıyorduk. Kitaplarının Fransa’da da yayımlanmasını istiyordu, o konuda konuşuyorduk.&nbsp;</p>



<p>İstanbul’da buluştuğumuzda, ya Nişantaşı’nda bir kafeye gidiyorduk ya da Reasürans pasajında bana yemek ısmarlıyordu.&nbsp;</p>



<p>Benim hayatımı merak etmişti, ben de en karanlık yanları dahil ona eksiksiz anlatmıştım.&nbsp;<em>“Azra’nın kitabını bitirince senin hayatını yazacağım ama roman olarak yazmam lazım ki çok da ele vermeyeyim seni”</em>&nbsp;diyordu, gülüşüyorduk.&nbsp;</p>



<p>Azra çıktığında konuştuk, ona İstanbul’dan gelecek bir yolcunun adresini verdim, imzalı kitabını oraya göndereceğini söyledi ama aradan birkaç gün geçmişti, 17 Şubat’da ölüm haberi geldi. Kanserdi. Direniyordu, son birkaç İstanbul seyahatimde buluşmalarımızı son dakikada ertelemiş,&nbsp;“yorgunum, gelemeyeceğim” demişti. Lizi ile birlikte çocukluğum da öldü gitti.</p>



<p>Son şiir kitabımı hazırlıyordum, adını “Ölümle Randevumuz Var” diye koymuştum, çünkü 2019 yılında akciğerimde beliren noktaları ciddiye almamıştım ve 2024 sonlarında onların kanser olduğunu öğrenmiştim, yani kitabın adı çok gerçekçiydi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="800" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman.jpg" alt="" class="wp-image-14371" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman.jpg 800w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman-300x300.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman-150x150.jpg 150w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman-768x768.jpg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2025/05/Ece-Turaman-500x500.jpg 500w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>1976 yılında ressam Ece Turaman ile 1 Mayıs günü, rahmetli dostum Timur Selçuk’un Ankara Çağdaş Sahne’deki konserinde tanışmıştık, arkadaşlık ediyorduk. Bana çini mürekkebiyle yaptığı resimlerini göstermişti. Resimler benim o dönemde yazmakta olduğum şiirler ile örtüşüyordu.&nbsp;</p>



<p>Ece’ye sokakta şiir resim sergisi açmayı teklif etmiştim.&nbsp;</p>



<p>Bu teklifimin ardından kendimizi geceleri, onun evinin salonunda siyah kartonlara beyaz çini mürekkebi ile benim şiirlerimi yazarken bulduk. Yorulduğu zamanlarda, evdeki duvar piyanosunda Chopin çalardı, sonra bu Chopin’leri bir kaset yapıp vermişti bana. Bir gün bizim eve geldiğinde, odamda, yatağın üzerinde oturmuş, benim kara kalem bir portremi bile çizmişti. Bir gün de bana kahverengi mürekkep ile yaptığı bir resmi armağan etmişti.</p>



<p>Ece ile arkadaşlığımız annesinin uygun bulmaması üzerine 6 ay gibi kısa bir süre sonra durdurulmuştu.&nbsp;</p>



<p>Ardından o Birmingham’a resim okumaya gitti. Sanıyorum 1979 yılıydı, Hollanda’dan İngiltere’ye giden gemide onu görmüş sonra da Londra’ya giden trende isteyerek karşılaşmış, kısaca konuşmuştuk. Sonra 80’li yılların başında bir gün Topkapı Sarayı’nın Harem dairesinin önünde sıra beklerken yeni evlendiğim eşim ve yeni evlendiği kocası ile karşılaştık selamlaştık.</p>



<p>Bir kitabın öyküsünün ardında böyle bir yaşanmışlık var.&nbsp;</p>



<p>Kitabı hazırladım, içine Ece’den bana hatıra kalan resimleri koydum, kapağına da mürekkeple yapmış olduğu resmi.&nbsp;<em>Ölümle Randevumuz&nbsp;Var</em>&nbsp;ve aklımda kalan bir sergi, o nedenle bu kitap çok önemliydi benim için.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.oggito.com/images/full/2025/5/IMG_2181.jpg" alt=""/></figure>



<p>Ece’nin Ankara Koleji’nden sınıf arkadaşı bir büyükelçi benim de arkadaşımdı, ona söz ettim kitaptan, sır tutmasını istedim ve diplomatlığını kullanıp Ece’nin Londra’daki adresini almasını rica ettim, çünkü kitap çıkınca ona da göndermek istiyordum ve adresini unutmuştum, oysa Londra’daki evine gitmiştim ve kapıdan kovulmuştum, nedense uzunca bir süredir Ece benden uzak durmayı yeğliyordu, oysa ben 49 yıl önce annesinin bizi neden ayırdığını hâlâ merak ediyordum.</p>



<p>Diplomat olan arkadaşım, beceriksiz bir diplomat çıktı! Ece’yi arayıp ne dediyse, çok kızdırmış ve kitabın yayımlanmasına izin vermemiş… Çok üzülmüştüm yıl 2023’ün sonlarıydı, yani ilk şiir kitabım yayınlandığından beri 49 yıl geçmişti. İlk olan “Başkaldırma” adındaydı. Hakkı Göçeoğlu’nun fotografları vardı kitapta.</p>



<p>Sıkıntımı ve üzüntümü editörüm, yayıncım ve dostum Senay Haznedaroğlu’na anlattım, o da bana o zaman yeni bir kitap yaparsın deyiverdi.</p>



<p><em>Yokların Ardından</em>&nbsp;kitabı böyle çıktı ortaya, ön kapağına ressam Ece Turaman’ın 1976 yılında yapmış olduğu resmi koydum, arka kapağına ise aynı ressamın çizdiği kendi portremi…&nbsp;</p>



<p>Ben de olan resimlerini kullanmadım.&nbsp;<em>Ölümle Randevumuz Var</em>&nbsp;başlığını ise bir bölüm başlığı olarak koydum kitaba.</p>



<p>Yayıncım ve editörüm bu kitabın özel bir kitap olduğunu o nedenle de özel bir baskı yapacağını söyledi. Sonuç olarak ilk kitabımdan 50 yıl sonra, kitap 100 adet ve numaralı olarak basıldı, hepsini tek tek imzaladım, sert bir kapak ve özel bir kâğıt kullanıldı. İkinci baskısı yapılmayacak.</p>



<p>Arşivlerimi karıştırırken Ece’nin Londradaki evinin adresini buldum ve kitaptan bir&nbsp; tane postaladım. Geçen gün postadan geri geldi üzerinde REFÜZE EDİLMİŞTİR diye yazıyordu İngilizce. Canı sağ olsun!</p>



<p><em>Yokların&nbsp;Ardından</em>&nbsp;kitabını edinmek isteyen ancak&nbsp;<a target="_blank" rel="noreferrer noopener" href="http://www.oglak.com/">www.oglak.com</a>&nbsp;sitesinden edinebilirler, piyasaya, kitapçılara verilmedi, çünkü çok özel…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/olumle-randevumuz-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14367</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fotoğrafın Usta İsmi Uwe Ommer’in Eserleri Piramid Sanat’ta Görülebilir</title>
		<link>https://ayral.com/fotografin-usta-ismi-uwe-ommerin-eserleri-piramid-sanatta-gorulebilir/</link>
					<comments>https://ayral.com/fotografin-usta-ismi-uwe-ommerin-eserleri-piramid-sanatta-gorulebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 14:19:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14381</guid>

					<description><![CDATA[Piramid Sanat, fotoğraf sanatçısı Uwe Ommer’in “Retrospektif” başlıklı sergisiyle yeni sezona merhaba dedi. Küratörlüğünü Cüneyt Ayral ve Dilara Kutay’ın üstlendiği bu özel sergi, Ommer’in 62 yıllık sanat yolculuğunu gözler önüne seriyor. Serginin açılışına 81 yaşındaki sanatçı dahil birçok sanatsever katıldı. Sergi 15 Aralık’a kadar görülebilecek.&#160; ARŞİV NİTELİĞİ Ommer, kıtaları, kültürleri ve insanları mercek altına aldığı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Piramid Sanat, fotoğraf sanatçısı Uwe Ommer’in “Retrospektif” başlıklı sergisiyle yeni sezona merhaba dedi. Küratörlüğünü Cüneyt Ayral ve Dilara Kutay’ın üstlendiği bu özel sergi, Ommer’in 62 yıllık sanat yolculuğunu gözler önüne seriyor. Serginin açılışına 81 yaşındaki sanatçı dahil birçok sanatsever katıldı. Sergi 15 Aralık’a kadar görülebilecek.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading">ARŞİV NİTELİĞİ</h3>



<p>Ommer, kıtaları, kültürleri ve insanları mercek altına aldığı uzun soluklu sanat yolculuğunda, izleyiciye estetik bir deneyim sunmanın ötesinde, dünyadaki farklı sosyal yapıları, yerel dinamikleri ve kültürlerin özünü belgeliyor. Ommer’in sanatı, çağdaş dünyanın karmaşıklığını yansıtan önemli bir görsel arşiv niteliği taşıyor.</p>



<p>Serginin küratörü Ayral, “Retrospektif” sergisinin, küratörlüğünü üstlendiği son sergi olacağını söylerken “bayrağı” küçük kızı Dilara Kutay’a devrettiğini ifade ediyor. Biz de Ayral’la kürasyonunu yaptığı son sergiyi konuştuk.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Sizin Uwe Ommer fotoğraflarıyla ilk tanışıklığınız nasıl başladı? Neler düşündünüz hakkında?</strong></p>



<p>Ankara’da 1977 yılında AFSAD-Ankara Fotograf Sanatçıları Derneği’ni kurduğumuzda eğitim için kitaplara gereksinmemiz vardı. O yıllarda yabancı kitapları bulmak ve ödeyebilmek pek kolay değildi. İstanbul’da bilimsel eserler diye bir kitapçı vardı, oraya gittim ve bütçemin el verdiği bir reklam fotoğrafı kitabı aldım. O kitap Uwe Ommer’in kitabıydı, çok kaliteli reklam fotoğrafları vardı kitapta. Sanatçının adıyla ilk o zaman karşılaştım. 2004 yılında Paris’te yaşıyorken bir arkadaşım akşam yemeğine davet etti, o yemekte Uwe Ommer de vardı, o gün başlayan dostluğumuz hiç bitmedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">‘BU GÖZLE BAKILMALI’</h3>



<p><strong>Ommer’in fotoğraflarında erotizm de öne çıkan kavramlardan, sanatçının konuyu ele alış biçimi hakkında neler söylemek istersiniz?</strong></p>



<p>Paris’te, Roma’da dolaşırken gördüğünüz heykellerin hemen hemen hepsi çıplaktır, onlara bakarken erotizmi düşünmezsiniz, bir dönemin insanlarının vücutlarının nasıl olduğuna bakarsınız. Bence Uwe Ommer’in çıplaklarına da bu gözle bakmakta yarar var.</p>



<p><strong>Sergiyi izlemek isteyenler için bir mesajınız olur mu?</strong></p>



<p>Sergi bir fotoğraf sanatçısının gelişimini gösteriyor, belgeciliğin önemini gösteriyor, belgelerken sanat kaygısının uzak tutulmadığını gösteriyor, bu açılardan önemli. Fotoğrafçılar içinse bu işin tekniğinin nasıl kullanıldığını anlatıyor. Dijital fotoğraftaki sonsuz olanakları gösteriyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">RETROSPEKTİF&#8230;</h3>



<p><strong>Sergide yer alan fotoğrafların seçimi nasıl yapıldı? Sanatçı sergilenecek fotoğrafları kendisi mi seçti?</strong></p>



<p>Sergi retrospektif sergisi yani sanatçının tüm gelişimi anlatması gerekiyor. Yaklaşık dört bin fotografı taradım ve 100 fotograf seçtim, sanatçı seçimlerime hiç karışmadı. 100 fotoğraftan 80 tanesini sergileyebildik.</p>



<p><strong>Fotoğraf serilerinin arkasında sizi çok etkileyenler hikâyeler var mı? Hangileri, neden?</strong></p>



<p>Uwe Ommer’in tüm fotoğraflarının arkasında derin öyküler vardır. Ancak 1000 aile ve aileler ile ergen çocukları dizileri bence çok değerlidir çünkü bugünü yarınlara taşıyacak olan dizilerdir. 1000 aile dizisi için tüm dünyayı gezmiş olması ve binlerce ailenin fotoğraflarını çekmiş olması çok değerlidir. Aileler ve ergenler dizisinde ise ergenlerin röportajları vardır ki bu yıllarda ergenlerin dünya hakkındaki düşüncelerini gösterir. Bu iki dizinin de kitapları var, o kitaplara bakılması gerekir. “Do it your self” dizisi de başlı başına bir değerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/fotografin-usta-ismi-uwe-ommerin-eserleri-piramid-sanatta-gorulebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14381</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cüneyt Ayral: Kitaplarımla ilgili ilk kez siz konuşuyorsunuz</title>
		<link>https://ayral.com/cuneyt-ayral-kitaplarimla-ilgili-ilk-kez-siz-konusuyorsunuz/</link>
					<comments>https://ayral.com/cuneyt-ayral-kitaplarimla-ilgili-ilk-kez-siz-konusuyorsunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Jun 2024 17:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ayral.com/?p=14299</guid>

					<description><![CDATA[O2&#8217;ye konuşan Cüneyt Ayral &#8220;Yazar kimliğimle Fransa’da saygı görüyorum. Burada öyle bir şey yok. Burada ancak sutyenci, doncu olursanız basında yer alıyorsunuz. Yoksa kitaplarımla ilgili ilk siz konuşuyorsunuz işte&#8221; dedi. Renkli, zeki, tutkulu&#8230;Daha sayabilirim&#8230;O halde sayayım. Yazar, rehber, flanör, gezgin, turist, sürgün, mülteci, gazeteci&#8230;Bir yerde durmak zorundayım&#8230;Ama şunu da ekleyeyim izninizle, aşk yorgunu&#8230;Şair, yazar, gazeteci,...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>O2&#8217;ye konuşan Cüneyt Ayral &#8220;Yazar kimliğimle Fransa’da saygı görüyorum. Burada öyle bir şey yok. Burada ancak sutyenci, doncu olursanız basında yer alıyorsunuz. Yoksa kitaplarımla ilgili ilk siz konuşuyorsunuz işte&#8221; dedi.</strong></p>



<p>Renkli, zeki, tutkulu&#8230;<br>Daha sayabilirim&#8230;<br>O halde sayayım. Yazar, rehber, flanör, gezgin, turist, sürgün, mülteci, gazeteci&#8230;<br>Bir yerde durmak zorundayım&#8230;<br>Ama şunu da ekleyeyim izninizle, aşk yorgunu&#8230;<br>Şair, yazar, gazeteci, fotoğraf sanatçısı, küratör ve rehber Cüneyt Ayral&#8217;ı tanımayan yoktur&#8230;</p>



<p>Hayatının kapılarını bize açan <strong>Cüneyt Ayral</strong>’ı İstanbul’a gelmişken yakaladım ve<em> Oğlak Yayınları</em>’dan yayımlanan kitapları üzerinden Fransa’daki hayatını, sıfırdan kurduğu iç giyim krallığını, batışını ve hayatının kadınlarını konuştuk.  Macera dolu geçen yetmiş yıllık hayatında, yalnız olmayı tercih eden ve aşka aşık Ayral, “Yalnızlık her zaman benim için çok büyük bir lüks olmuştur,” diyor ve geçmişe doğru bir yolculuk yapıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="684" src="https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-1024x684.jpg" alt="" class="wp-image-14302" srcset="https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-1024x684.jpg 1024w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-300x200.jpg 300w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-768x513.jpg 768w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-1536x1025.jpg 1536w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2-365x243.jpg 365w, https://ayral.com/wp-content/uploads/2024/06/cuneyt-ayral2.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Cüneyt Ayral, şiir roman ve deneme türlerinde pek çok kitaba imza atmış bir isim. Yazarın Oğlak Yayınları’ndan çıkan kitapları şöyle: Gölgedekiler, Paris Bambaşka, Tembel Gurmalar İçin Sandviçler ve Salatalar, Benim Paris’im, El Çabukluğuyla Marifet, Sizin İçin Pişirdiler ve Kambur. Ve bunlar sadece sayabildiklerimiz…</p>



<p><strong>Çok renkli, tutkulu, hayat iştahı yüksek olan birinin çerçevesini nasıl belirlemeyelim ki tüm tanımlamaları içinde barındırsın? Yazar, rehber, flanör, gezgin, turist, sürgün, mülteci, göçmen, malumatfuruş, haneberduş, meraklı, aşk yorgunu, kalp kırgını, gazeteci, maceracı, kaşif ve devam ediyor&#8230; Cüneyt Ayral kimdir? Hepsi mi hiçbiri mi?</strong></p>



<p>Cüneyt Ayral aslında çok kendi halinde, çok fazla ortada görünmeyi sevmeyen, tutkuları olan, rahmetli İlhan Berk’in deyimiyle aşka aşık bir adamdır.</p>



<p><strong>İçe dönük müsünüz?</strong></p>



<p>Herkes beni dışa dönük bilse de içe dönük bir kimliğim var. Kendimi içimde yaşarım. Dışarıya çok göstermem gerçek Cüneyt’i. Paris’te yaşıyor olmamın nedeni bu. Tahminlerin aksine, tanınan birisi olmayı sevmiyorum. Yazar ve şair olarak bilinmeyi seviyorum. Bu durum egomu okşuyor. Kitaplarım dışında çok fazla ortalıkta olmayı sevmiyorum açıkçası.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>“İş adamı kimliğim çok merak ediliyor”</strong></h3>



<p><strong>Kalıpların dışında, yaratıcı düşünebilme becerinizi nasıl anlıyorsunuz ve hangi deneyimlere ya da öğrenimlere bağlıyorsunuz?</strong></p>



<p>İlk otobiyografi kitabım Yolculuk’u 50. yaşımda sipariş üstüne yazmıştım. Yolculuk, yüzde yetmiş beş doğru bir tanım çünkü esasında bir başarısızlık öyküsü. Biliyorsunuz iç giyim sektörünü Türkiye’de ilk kuranlardan biriyim ve iş adamı kimliğim çok merak ediliyor. Ben de onlara istediklerini az vererek daha çok kendi kimliğimi anlattım. Bazı şeyleri de uydurdum.</p>



<p><strong>Çocukluğunuza, Yaşiner apartmanı günlerine gidelim, nasıl bir eve, nasıl bir aileye doğdunuz? Anneniz nasıl bir kadındı?&nbsp; Kitaplarda babanızdan hiç bahsetmemişsiniz, onunla nasıl bir ilişkiniz vardı?</strong></p>



<p>Annem ve babamla ilişkilerim çok mükemmel değildi. Biz Sabetaist bir aileyiz. Selanik, piyasada dönme diye bilinir. Babamlar, varlık vergisinde çok dayak yediklerinden Sabetaistliği&#8217;nin ortalığa çıkmasından çok korkardı. Bu konu hiç konuşulmazdı. Çok başarılı bir iş adamı değildi. Annem ise başarılı bir kadındı ama lükse düşkündü. Evimizde misafir geleceği zaman çok zarif sofralar kurulurdu. Ancak biz bize isek akşam yemeğinde hep uyduruk bir şeyler olurdu. O tariflerin hepsi El Çabukluğu Marifet kitabımda. Yemek yapma ve yemek yeme deneyimimi de Sizin İçin Pişirdiler adlı kitabımda anlattım. Çocukluğumun geçtiği Şişli Yaşiner Apartmanı aile apartmanıydı. Büyük bir aileydik. Oturduğumuz Küçük Bahçe Sokağı benim için evden daha önemliydi. Manav Nevruz vardı, Bakkal Abdurrahman Efendi hepsi arkadaşımdı. İçmeyi orada öğrendim.  Mahalledeki insanlarla, esnafla güzel bir ilişkim vardı. Evden çok mahalleyle ilişki kurmuştum. Ablamla aynı odayı paylaşıyorduk, yalnız olmayı sevdiğimden durumdan çok memnun değildim. Yalnızlık her zaman benim için çok büyük bir lüks olmuştur.</p>



<p><strong>Bir de krallığınız var, hem de iç giyim kralı&#8230; Kime Cüneyt Ayral desem bunu mutlaka hatırlıyor. İç giyim defileleri, ünlü yerli ve uluslararası mankenler, iç gıcıklayan resimler. Erotizm. Cinselliğin, hazların o tuhaf, hayal gücüne bambaşka lezzetler kazandıran labirentleri. 80 ve 90’ların Özal, trasformasyon, liberalleşme, kentli yeni sınıfların coşkulu tüketim atakları, haz ve fanteziler dünyası. Cüretkâr, kışkırtıcı, tahrik edici hamleler. O devasa “iç çamaşır” pazarında müthiş bir niş inşa ediyorsunuz. İç giyim işine nasıl girdiniz? Nasıl başardınız? Ne ödünler verdiniz?</strong></p>



<p>1980 yılında sert sıkıyönetim kanunları yüzünden evlenmek zorunda kaldım. Sevgilim vardı, ilk karım İrem. Beraber yaşıyorduk, apartmandan şikâyet etmişler, kapıya asker geldi. “Birisiyle beraber yaşayamazsın” dediler. Yahu benim sevgilim bu. “Hayır, yaşayamazsın” dediler. Onun üstüne hemen evlendik. O dönemde reklam sektöründe metin yazarı olarak çalışıyordum. Her girdiğim yerden de atılıyordum.</p>



<p>Neden?&nbsp;</p>



<p>Huysuz bir adamım çünkü, geçimsiz bir adamım. Adamlar da haklı. Vakkorama açılıyordu, onun açılışında rahmetli Vitali Hakko beni işe almıştı. Yaşar Kemal’i davet edeceklerdi, ben Yaşar Kemal’e telefon ettim. Yani o da yazar ben de yazarım. Bir şey yok ortada.,,</p>



<h3 class="wp-block-heading">&nbsp;“Vitali Hakko, Yaşar Kemal’i aradım diye beni işten attı”</h3>



<p>Vitali çok kızdı. Sen kim oluyorsun Yaşar Kemal’i arıyorsun diye. Ben de ben &#8216;Cüneyt Ayral’ım, kusura bakma &#8216;dedim. Ve beni işten attı tabii. Sonra Mengü Ertel’in yanına girdim. İrem’le evlendik. Mengü de beni işten attı. Karım bir Amerikan bankasında çalışıyordu. Bana dedi ki, “Kendi işini yap. Beş sene seni desteklerim.” İrem harika bir kadındı. Hep görüşürüz, hâlâ. Öyle oldu. Türkiye’de ne iş yaparım diye düşündüm. Benim fetişlerim var. Sütyendi, dondu, bayılırım, dokunmayı da severim. O dönem Türkiye’de doğru dürüst sütyen yoktu. İrem İngilizce Cosmopolitan dergisi alırdı. Bir sayısında küçük bir reklam gördüm, Warner. Rengârenk sütyenler, bayıldım. Onlara teleks yazdım. Sizi Türkiye’de temsil etmek istiyorum dedim. Adam ilgileniriz diye cevap verdi. Örnek istedim. Derdim, sütyenler gelsin, karım giysin (gülüyor). Örnekler geldi, pırıl pırıl, rengârenk; yeşiller, kırmızılar, sarılar, bayıldık tabii. O arada beni askere aldılar. Gittim askere, on üçüncü gündü silahı attım çıktım. En son da, delidir ne yapsa yeridir diye rapor verdiler, bıraktım askerliği. İstanbul’a geldim. Warner’ın Avrupa başkanı geldi. Adam yıllık ne ciro bekliyorsun dedi. Dedim ne cirosu, ithalat yasak Türkiye’ye. Adam deliriyordu. İngiltere’ye, döndükten sonra, bir teleks geldi, tekrar görüşmek istediler. Ancak iç giyim hakkında hiçbir şey bilmiyorum, beni yetiştirmeniz lazım dedim ve macera böyle başladı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">“Türkiye’nin gidişatının böyle olacağını 27 yıl evvel söylemiştim”</h3>



<p><strong>O güne ve bugüne bakalım, ne kadar muhafazakarlaştık değil mi? Dergi kapaklarımız vardı, artık dergimiz yok neredeyse, ne dersiniz?</strong></p>



<p>Türkiye’nin bu gidişatının böyle olacağını 27 yıl evvel Fransa’ya giderken söylemiştim. Kitaplarımdan bir tanesi AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri anlatır. O konudaki yazılarımı da topladığım da bir kitabım var. Orada zaten yazıyor Türkiye’nin AB’ye filan girmeyeceği. Girsek Mi Girmesek Mi?’dir o kitabın adı. Girmeyeceğini anlattım orada. Türkiye’nin gidişatı iyi değil. Bir hareket başladı. Yeterli mi, hayır. Çok daha sert, çok daha net şeyler yapılması lazım bu memlekette. Yoksa Türkiye gümbür gümbür gidiyor maalesef, dışarıdan görüntüsü o. Ve bu beni çok üzüyor. Muhafazakarlık bizim dönemimizde de vardı. Ama bu kadar hırçın değildi. Ben biraz da işimi kaybetmiş olduğuma çok seviniyorum çünkü bugünlerde o iş olsaydı biri gelip çakacaktı o işin içine. Yani beni yaşatmayacaklardı burada, onu biliyorum. Onun için de iyi oldu, hiç olmazsa ben yazar kimliğimle Fransa’da saygı da görüyorum. Burada öyle bir şey yok. Burada ancak sutyenci, doncu olursanız basında yer alıyorsunuz. Yoksa kitaplarımla ilgili ilk siz konuşuyorsunuz işte.</p>



<p><strong>İç çamaşırı ve erotizm sizin için ne ifade ediyor? Erotik nedir? Erotik ve baştan çıkarıcı denilince aklınıza gelen isimler, kitaplar, sanat eserleri, filmler, oyuncular vs. neler?</strong></p>



<p>Bir kere iç giyim Türkçeye benim kattığım bir sözcüktür, iç çamaşırı demem çünkü çamaşır başka bir şeydir. Yani çamaşır dediğiniz zaman yatak örtüsü, gecelik onları söylersiniz. Türkçede bazı sözcükler yanlış kullanılıyor. Sütyen, don, jartiyer, bunlar iç giyimdir. Bana ne ifade ediyor? Bir kere benim için çok ciddi bir fetiş olacak. Onu ifade ediyor. İyi bir koleksiyonerim. Çok ciddi bir iç giyim koleksiyonum var, şu anda satışta. Aklıma ilk gelen isimse Catherine Deneuve. En son Café de Flore’da karşılaştık birkaç fotoğrafını çekebildim. Hâlâ muhteşem bir kadın. Penelope Cruz, erotik bir kadın. Onun dışında eşlerim çok erotiktir. Hep öyle kadınlar seçtim.</p>



<h3 class="wp-block-heading">&nbsp;“Paris’te geçmişim elli yılı aşar”</h3>



<p><strong>Walter Benjamin’in deyimiyle 19. yüzyılın başkenti Paris, Cüney Ayral&#8217;ın tüm bu maceraları arasında nerede? Şehirle nasıl bir ilişkiniz var?</strong></p>



<p>Şehirle nefret ve aşk ilişkim var. İstanbul’la küsüştüm ben.  İstanbullular İstanbul’a sahip çıkmadılar. Hayatımda yaptığım en önemli ve değer verdiğim iş, Kostantıniyye Haberleri Gazetesidir. İstanbul Enstitüsü, Pera Müzesi web sayfalarından okuyabilirsiniz. Paris’te geçmişim elli yılı aşar. İlişkimiz çok uzun. Son zamanlarda Paris kimlik değiştirdiğinden bir nefret doğmaya başladı. Artık kitapçılar lüks giyim mağazaları oluyor. Kafeler saat 11.00’den itibaren restoran halini almaya başladı. Kapitalizmin esiri olmuş durumdalar.</p>



<p><strong>&nbsp;Paris geçmişiyle barışık yaşar. Dünyanın en önemli coğrafyasında yaşarken İstanbul’a bu zulmü neden çektiriyoruz? Türkler geçmişe küskün ve kırgın mı? Yoksa yönetimlerin kurbanı mıyız?</strong></p>



<p>Türk insanının ayarını bozdular, Türk, Kürt, Laz, Alevi diye ötekileştirdiler. Devamlı kavga gürültü var memlekette. Benim hiç aklım ermiyor. Fransa’da Fransız nüfusu yüzde 18. Yani en iyi doktorlar İranlı, Cezayirli. Böyle bir dertleri yok. Türkiye’de inanılmaz bir ayrışma, ötekileştirme var, akıl sır ermiyor.</p>



<p><strong>“İstanbul da, Paris de dişi şehirlerdir. İkisi de bünyelerinde fahişelik barındırır. Alımlı, aşkı çağrıştıran ama ulaşılması ve uzlaşılması güç kadınlar gibidir. Sizinle sevişmesine sevişirler ama hiçbir zaman sizin olmazlar.” Paris Bambaşka kitabınızdan etkileyici satırlar. Sormak istiyorum kalabalıklar şehri İstanbul sizi üzerken, yalnızlar şehri Paris kucak mı açtı? Yoksa mesele bir kadın mıydı?</strong></p>



<p>Aynen öyle. Paris bana kucak açtı. Paris beni koruyor, hâlâ koruyor. Fransızlar bana maaş veriyorlar. Ben Fransız değilim, hâlâ Türk vatandaşıyım.</p>



<p><strong>“Olmaz dediğim birçok şey olmadı hayatımda” diyorsunuz. Neydi bunlar?&nbsp; Yaşamak sürprizlerle doluyken hâlâ olma şansı yok mu?</strong></p>



<p>Benim bir şeye kavuşmak gibi bir derdim hiçbir zaman olmadı. Paris herkesin yalnız yaşadığı bir şehir. Tek başına olmakla yalnız olmak arasında fark vardır. Paris’te yalnız yaşıyorum ama tek başıma değilim. Çok insan tanıyorum. Kafelerin garsonlarından tutun, mahallenin manavına kadar bir sürü tanıştığım insan var. Galiba yalnızlığı çok seviyorum. Bana göre özgürlük duygusu. Size karışılmaması, sizi ellememeleri, istediğinizi istediğiniz anda yapabilme duygusu… Yani ben istiyorsam gecenin üçünde uyanıyorum, kalkıyorum çıkıyorum sokağa yürüyorum. Bu bir özgürlük.</p>



<p><strong>Tüm kitaplarınızı okurken neşenin yanında hüzün, zekanın yanında da naif yönünüz satırlar arasına gömülmüştü. Aidiyet ve kimliklere karşı bir duruşunuz var mı? Gerçek özgürlük, köksüzlükten ve aidiyetsizlikten geçiyor olabilir mi?</strong></p>



<p>Selanikli bir aileden geliyorum. Ciddi bir din eğitimi almadım. Ne Müslümanlığı öğrendim ne de Yahudiliği. Annem babam gezmeyi seven, sosyal insanlardı, biz evde otururduk. Önce Şişli 19 Mayıs İlkokulu’nu bitirdim. Ondan sonra bir sene Alman Lisesi’nde okuduktan sonra Ankara Atatürk Erkek Lisesi’nden mezun oldum. Aidiyet duygusu bende yok. Zaten eşlerimin de sevgililerimin de bende sevmedikleri şey o oldu gibi geliyor. Çünkü hep kendime ait oldum.</p>



<p><strong>Aşktan bu kadar beslenirken yalnızlığı öykünmeniz bir paradoks değil mi?</strong></p>



<p>İki kadına çok aşık oldum. Bir tanesi benden hala nefret ediyor, görüşmüyor. Çok şiir yazdım üstüne. En son Yolculuk kitabımda adını vererek bir mektup yazdım kendisine. Neden ayrıldığımızı bilmiyorum, en çok da onu merak ediyorum. İkinci karıma da çok aşık oldum. Hâlâ aklımın bir köşesinde durur. Benimle yaşamak çok zordur. Ben öyle, yalnız huysuz değil, ben benden nefret ediyorum zaman zaman. Kolay değilim. O kadar çok merakım, o kadar çok denemek istediğim şey var ki…</p>



<p><strong>Mekanları mekân yapan insanlarıysa Paris’in ölümsüz edebiyat kahveleri ve onlarla bütünleşen yazarları anlatır mısınız? Ufak bir edebiyat kahve turu istesem sizden…</strong></p>



<p>Paris’te önemli edebiyat kahveleri Cafe de Fleur ve Les Deux Magots’dur. Gerçi ikisinin de tadı kaçtı, Japon kahvecisi oldular. Artık sıraya girmek zorundasınız kahvede oturabilmek için. İnanılmaz pahalı. Cafe de Bonaparte var. Orada oturuyorum genellikle. Öğleden sonraları beni orada buluyor insanlar. Artık yazarların çok fazla kahve sohbetleri yok. Sartre Nobel Ödülü’nü yine bu kahvelerden birinde reddetmiş. Çok modacıyla tanıştım ben bu kahvelerde. Paris de değişiyor. Her yer lüks mağaza oluyor. Niye öyle oluyor? Çünkü Filipinliler geliyorlar, Araplar geliyorlar ve yalnızca alışveriş ediyorlar. Delirtiyor beni tabii.</p>



<p><strong>El Çabukluğuyla Marifet ve Tembel Gurmeler İçin Sandviçler ve Salatalar. Yemek kitaplarını okumayı seven biri olarak bayıldım. Anneniz nasıl biriydi? Yemek yapma sevginiz annenizden mi geliyor?</strong></p>



<p>Hayır, nenemden. Babaannemin Selanik’te yardımcısı olarak aileye girmiş. Babamı, halamı, kuzenlerimi, Mehmet ile Rıza’yı, ablamla beni büyüten nenemdir. Eşini Balkan Harbi’nde gözünün önünde süngüyle öldürmüşler. Onun üstüne de bir daha hiç evlenmemiş. Çok güzel yemek yapardı. Onun yaptığı paşa köftesi Deniz Gürsoy’un köfteler kitabında ismiyle beraber vardır. Yemek yapmanın keyfini ondan öğrendim. Onun dışında rahmetli Boris Usta, Adnan Menderes’in aşçısıydı, yanında çalışmış olmak büyük bir şanstı. İkinci eşim evde beni rahat bıraktı ve yemek yapmaya başladım. Türklerden paşa köftesini çok iyi yaparım. Bir de nenemin iç pilavlı tavuk dediği bir yemek vardır ama aslında o iç pilav değildir, o bir kızarmış pilavdır. Limonlu ve maydanozlu pilavdır, inanılmaz bir yemektir.</p>



<p>Yazıya : <a href="https://gazeteoksijen.com/o2/cuneyt-ayral-kitaplarimla-ilgili-ilk-kez-siz-konusuyorsunuz-214230">https://gazeteoksijen.com/o2/cuneyt-ayral-kitaplarimla-ilgili-ilk-kez-siz-konusuyorsunuz-214230</a> linkten ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ayral.com/cuneyt-ayral-kitaplarimla-ilgili-ilk-kez-siz-konusuyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14299</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
