Cüneyt Ayral
Bundan böyle, olup biteni, hayatta önüme çıkanları, görüp de anlam yüklediklerimi “Hayata Dair Notlar” başlığı ile okurlarla paylaşacağımı önceki yazımda söylemiştim. İşte bu da ilk yazı !
Almanların Goethe Enstitüsü, İspanyolların Cervantes Enstitüsü vs vardır, bizimkiler de bundan birkaç yıl önce Yunus Emre Enstitüsünü kurdular ve dünyanın pek çok merkezinde çalışmaya başladılar.
Ben kurumun Paris şubesi ile 2010 yılında karşılaştığımda henüz emekleme dönemindeydiler ve ulusal kültürümüzü tanıtma konusunda pek de öyle güven vermemişlerdi.
Daha sonra UNESCO nun Türkiye Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı Paris’te yaşayan sanatçıları sık sık evinde toplamaya başlamıştı ve o zamanlarda Yunus Emre Enstitüsü’nden hiç söz edilmiyordu.
Geçtiğimiz günlerde Nedim Gürsel enstitünün bir etkinliği olduğunu, istersem katılabileceğimi bildirdi, ben de gittim.

“Türk Sanat Platformu” başlığı ile toplanılmıştı, bu toplantıda seramik sanatçımız Füreya “Paris’te Türk Seramiğinin Yankısı” başlığı ile anlatılacaktı.
Prof. Dr. Leyla Alpagut gayet iyi hazırlanmış bir sunumu, görsellerle destekleyerek, kimseyi yormadan anlattı.

Daha sonra Yunus Emre Enstitüsünün Ankara’dan gelen yöneticileri ile tanışıp konuşma olacağımız oldu.
Uzunca bir süre sessiz kalmış olan enstitüyü canlandırmak istediklerini anlattılar.
Kurum Dışişleri bakanlığına bağlı anlaşılan, o nedenle Türk Sanat Platformu dendiğinde “hangi sanatçılar bu platformu oluşturacak” sorusunu sormadan edemiyorum, çünkü 25 i aşmış kitabı, binlerce makalesi, televizyonlarda yaptığı sanat programları, Kostantıniyye Haberleri Gazetesini 5 yıl yayımlamış bir sanat erbabı olarak, eğer Nedim Gürsel haber vermeseydi Paris’teki bu platformdan benim haberim olmayacaktı. Buyurun size hayata dair bir not !
Nedim Gürsel, yani Resimli Dünya, Allahın Kızları, Boğazkesen, romanlarının yazarı benim de nereden baksanız 50 yılı aşkın arkadaşım. Onunla hemen hemen her hafta Place d’Italy de bir kafede akşam saati buluşup dedikodu ederiz. Yahu erken buluşsak dediğimde hep çalışıyordur, o nedenle de erken gelemez. 2025 de bu çalışkan yazar arkadaşım “Kavuşmak Hayal Oldu” ve “Eros’un Renkleri” kitaplarını yayınladı. Kitapları Türkiye’de Doğan Kitaptan yayınlanmaya devam ediyor fakat pek çok eski kitabının yeni baskılarını bulabilmek çok zormuş diye yakınıyor Türkiye’deki okurlar. Eskiden yani Doğan Kitap Hürriyet Gazetesinin de sahibi iken kitap çıktığında kurye ile bize gelirdi, hatta kimi zaman okuyup eleştirilerimizi yazıp hazırlayabilelim diye pdf kopyası bile geldiği olurdu, şimdi Nedim’in kitaplarını okuyabilmek için ancak Türkiye’ye seyahat etmek gerekiyor…


Yüce Fransız Devleti ondört yıl önce yapmış olduğum başvuruyu sonunda cevapladı ve bana emekliler evinde müstakil bir oda, yani stüdyo verdiler. Bu sevincimi kutlamak için kendime bir kıyak yaptım ve CHICAGO müzikalinden bir bilet aldım, gittim.
Casino de Paris’te sahnelenen müzikal ortalama iyilikteydi, her şeyden önce sahne küçük ve dardı, salon artık eski bile denemeyecek kadar köhneleşmişti, dikkatli gözler sanatçılar arasındaki senkron atlamalarını, uyumsuzlukları görebiliyordu, ne var ki benim için durum çok daha farklıydı, çünkü oyunu izlerken aklımdan Cemresu hiç çıkmadı…



Paris’te 33 metrekarelik bir evde üç kişi yaşadığımız dönemde, küçük kızım Dilara’nın Amerikada eğitim görmüş bir arkadaşı bize yemeğe gelmişti. Cemresu ile o zaman tanıştım, bütün gece bize dansı ne kadar sevdiğini ve bu işi İstanbul’da yapmayı çok istediğini söylüyordu.
Yıllar geçti ve Cemresu Salur LULU’S CABARET yi kurdu ve sanatını arkadaşları ile sunmaya başladı.
70 Yaşını geçmiş, dünyayı gezip görmüş, pek çok önemli sahnede müzikaller izlemiş birisi olarak, Chicago müzikalini izledikten sonra dilimden sarkan sözcükler “Ah Cemresu kızım aaaaah, yazık değil mi sana, dünya çapında bir iş yapıyorsun fakat İstanbul’da sıkışıp kalmışsın, ne bir destekçi var arkanda, ne de kızım ne istersin diye soran bir usta…” Buyurun size hayata dair bir başka not… Yazık oluyor sanatçılarımıza, kayboluyorlar, oysa ne yetenekli çocuklar var…

Türkiye ile Fransa arasında pek çok dostluk örgütü vardır. Bunlardan bir tanesi de her yıl bir Türk yazarına edebiyat ödülü verir. Kenize Murad’ın önderliğinde yapılan bu çalışmalar sonucuna verilen ödül için yapılacak törene Paris’in 16 ıncı belediyesi salonlarını verir.
Bu yıl kokteylini Yeni Rakı’nın üstlendiği, edebiyat ödülü yazar Ayfer Tunç’a verildi.

86 yaşındaki Kenize Murad’ın enerjisini görünce keyiflenmemek ve kendi adıma gelceğe dair umutlanmamak elde değildi. Yaşama bağlılık böyle bir şey olmalı diye geçirdim içimden.

Yunus Emre Enstitüsünden paylaştığım fotograflar Paris’te Hodri Meydan adı ile yıllardır bir internet gazetesi yayınlayan Tansu Sarıtaylı’ya aittir, diğer fotoğrafların kime ait olduğunu bilmiyorum, Kenize Murad’ınkileri ben çektim.
Paris 01/Aralık/2025

