Kostantıniyye Haberleri Gazetesi (https://www.iae.org.tr/kostantiniyye-gazetesi/) 1989 -1993 yılları arasında İstanbul’da şehrin hafızasını oluşturabilmek için yayınlanmıştı. Bu gazetenin öncesinde bir hikaye vardır.
Sanıyorum 1988 ya da 1987 yılında Vüs’at O. Bener’i Ankara’da ziyaret ettim. Atık iç giyim işinden İstanbul’da para kazanmaya başladığım yıllardı. 1000 Tane Yayınlarını kurmak istiyordum ve elbette Vüs’at O. Bener’in de kitaplarını basmak isteyecektim. Derin sohbete dalmıştık, Vüs’at “Boş ver yayın evini gel tek sayfalık bir şiir gazetesi çıkartalım, her yayınlandığında Kızılay’da çıkar bağırırız taze taze şiirler çıktı, sıcacık şiirler diye satarız” demişti. Aklıma gazete çıkartma fikri böyle gelmişti.

İstanbul’a döndüğümde sevili dostum rahmetli Figen Batur ziyaretime iş yerime geldiğinde eski eşi Enis Batur’un sanıyorum Gergedan Dergisi idi, oradan ayrıldığını, işsiz olduğunu ve iş bulması gerektiğini söylüyordu. Aklımda olan gazete işini Figen’e söyledim ve “Gelsin gazeteyi çıkartsın, İstanbul gazetesi olacak, alınan reklamların yarısını da o alsın böylece para kazansın” deyiverdim. Elbette Enis Batur gelmedi ve bu konuşmada kısa bir süre sonra Yapı Kredi Yayınlarının başına geçti.
Ben gazeteyi çıkartmaya kararlıydım, arkadaşım Fuat Oburoğlu’na böyle bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini bedava yapıp yapmayacağını sordum, yaparım ama ism-i müstear ile yaparım dedi. İş gazeteye ad bulmaya kalmıştı, rahmetli Cüneyt Ölçer’in kitabında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldığında bastırdığı parayı buldum üzerinde “Kostantıniyye” diye yazıyordu “koNstantıniye” değil yani “n” harfi yoktu. Gazetenin adı bu olacaktı !

Şimdi adını anımsamadığım bir hattat ile görüşüp Kostantıniyye’nin uğraşını çektirdim, bu tuğra gazetede son nokta olarak kullanılacaktı. Yıl 1989 Mart ayında gazetenin ilk sayısını “Kostantıniyye Haberleri Gazetesi” adı ile yayınladık.
1991 yılının Ocak ayında bir gün iç giyim işi yapmakta olduğumuz iş yerimizi tabancalı tüfekli polisler bastılat ve gazetemizi kapattıklarını duyurdular. “Eski Bizansı anımsattığı için” valilik emri ile gazetemiz kapatıldı ve adımız yasaklandı.
Fuat Oburoğlu zeki bir genel yayın yönetmeniydi ve hemen gazetenin yeni adının BİZİM ŞEHİR HABERLERİ GAZETESİ olarak değiştirilmesini önerdi ve kabul ettik. Şubat 1991 de iki aylık olarak yayınlanan gazetemizin sür manşetinde Kostantıniyye Haberleri Gazetesi’nin katılma haberi yer alıyordu…

Bu sayı yayınlandığında Prof. Dr. İlber Ortaylı telefon edip beni çağırdı, gittiğimde ne olup ne olmadığını sordu. Olayın uluslararası basında duyurulması için kapsamlı bir demeç veren Prof. Ortaylı ile dostluğumuz böyle başladı…
2010 yılında aşk nedeni ile Paris – İstanbul hattında daha çok İstanbul’daydım. İstanbul Kültür Başkenti idi kızım Roksan Ayral ile pek çok sergi açmaya başlamıştık. Bir dizi sergiyi Beyoğlu’nda eski bir klisenin içinde açmıştık.
Bu arada zaman zaman ziyaretine gittiğim Semra Ecer ve eşinin dökümhaneleri olduğunu öğrenmiştim. Semra mücevher tasarımcısı idi ve heykelcikler de yapmayı seviyordu. On yeni bir proje önderdim “1+4+5+3=13 İstanbul Bir Maceradır” projem böyle doğdu. Semra’nın o zaman evli olduğu Birol Ecer döküm işini yapacaktı Semra da 13 tane İstanbul rölyefi hazırlayacaktı. 13 yazar 13’er satır İstanbul yazacaklar bunlar da dökülecek ve tablo haline gelecekti. Elektronik müziğin ustası Erdem Helvacıoğlu 13 dakikalık İstanbul seslerini besteleyecekti. Bütün bunlar olacaktı da sergi nerede açılacaktı?
O günlerde Topkapı Sarayı’nın başında Prof. Dr. İlber Ortaylı vardı. Randevu alıp yanına gittim, projemi anlattım ve bana sarayda sergiyi açabileceğim bir oda vermesini istedim çünkü İstanbul bir maceraydı ve bu macera için en doğru yer Topkapı Sarayı idi.
İlber hoca “Böyle bir sergi odalara, salonlar kapatılmaz, dünyada ilk sergi Mısır’da Iskenderiye Kütüphanesi’nin arkadlarında açılmış olduğuna göre senin sergi de Topkapı Sarayı’nın arkadlarında açılacak demektir” demişti.

Semra – Birol Ecer’in hazırlamış oldukları rölyeflerin fotograflarını çektikten sonra kumaşa baskılarını yaptıran Koray Erkaya sergilenecek eserlerin asılacağı panoları bu kumaşlar ile yaplamıştı ve Nisan ayının pek de sıcak olmayan bir gününde sergimizi Prof. Dr. İlber Ortaylı açmıştı…
72 yaşındayım, pek çok kitap yazdım yazmaya da devam ediyorum, ancak hayatımda yaptığım en önemli işlerin başında Kostantıniyye Haberleri Gazetesi gelir. Sanat adamı Yahşi Baraz’ın desteği ile öğrendiğim küratörlük işinde de kızım Roksan ile paylaştığım en önemli işim 1+4+5+3=13 İstanbul Bir Maceradır sergisidir. İkisinde de beni yakından destekleyen elini üzerimden çekmeyen dostum İlber Ortaylı’dır.
En son geçen yıl İstanbul Levent’teki yerleşkesinde buluşmuştuk, “bir daha geldiğinde, önceden haber ver de yemeğe gidelim” demişti. Olmadı işte !
13 Mart 2026, Paris

